Ne geçmiş tükendi, Ne de yarınlar tükenir... Ne şiarımız duvarlardan silindi, Ne de Oligarşiyi kör eden YILDIZLI YUMRUKlarımız. Ne
(devamı)
|
(üyelik yönetici onayı ile)
SAVUNMAmız köhnedi, Ne de tarih sayfaları bizi unuttu. Sözümüz bitmedi daha yolcular, Yazacak kalemimiz, Yürüyecek yolumuz var kan çiçekleri kızıldere 'nin beyaz bir tek gül açmadı niksar'da düştüğünüzden beri. pek yeşil değildi kuşattığınız köy, ama yemyeşil olmuştu asker elbisesinden, tanktan, askeri araçtan. yeşildir ya hani hepsinin rengi bu saydıklarımın ama hiçbiri bir insanın ağacın yeşilinden aldığı zevki alamaz onlardan. tek tek sayacağım isimlerinizi usanmadan ve.. hiçbir şeyden onur duymayacağım sizin isimleriniz kadar onurdan. hüdayi arıkan ömer ayna cihan alptekin saffet alp ahmet atasoy nihat yılmaz sabahattin kurt sinan kazım özü doğru ertan sayan mahir çayan kan çiçekleri kızıl derenin ölümsüzlerimiz... kuşatılmıştınız mahsurdunuz, ama.... yine de tirdir titriyordu karşınızda oligarşi. ölümün en güzelini gösterdiniz bize. Mahirim Çayanım Önderim senden öğrendim mavzer tutmasını, türkü söylemesini tek yol devrim diye bağırmasını. senden öğrendik her şeyin en iyisini, en güzelini. dönmeyeceğim yolundan bir tek saniye olsun durmayacağım duraklamayacağım durduramayacaklar, duraklatamayacaklar sonuna gelene kadar mücadelenin hiçbir şeyle kesemeyecekler önümüzü öleceğiz, dirileceğiz yeniden öleceğiz ama... başaracağız... ve... bu ülkenin en güzel yerine senin ismini altın harflerle yazacağız. KURTULUŞA KADAR SAVAŞ
11 üyesi var, 24 06 2008 tarihinde kurulmuş.
topluluk prensipleri
- lütfen topluluğumuzun konusuna ve kullanım amacına sadık kalalım.
- spam, reklam, flood, troll’lük veya internet etiğine aykırı davranışları hoş karşılamıyoruz.
- topluluğumuza değer katacak, prensiplerine uymaya gönüllü kişileri beraberce yaşadığımız bu toplulukta görmekten mutluluk duyarız. ancak prensiplerimizi hiçe sayarsanız pılınızı pırtınızı toplayıp ayrılmanızı isteyebiliriz.
yıldızyumruk topluluğu hakkında
adresi: http://yildizyumruk.sosyomat.com/
bu topluluğu tarif eden etiketler: devrimciyol sosyalizm devrim özgürlük anarşizm siyaset isyan üniversite
kurucusu: action directe
yöneticiler
-
-
DURSUN KARATAŞ'I BİNLER UĞURLADI
DHKP-C lideri Dursun Karataş‘ın cenazesi Gazi Mahallesinde yapılan bir törenle toprağa verildi. Hollanda‘da kanser nedeniyle hayatını kaybeden Karataş‘ın cenazesi öncesinde Gazi Mahallesi ve Okymeydan‘ında çeşitli etkinlikler ve gösteriler düzenlendi.
Birçok sol örgüt temsilcisinin de katıldığı cenaze töreninde, ‘Öndere Selam Savaşa Devam‘, ‘Kahramanlar Ölmez Halk Yenilmez Dursun Karataş Ölümsüzdür‘ pankartları taşındı.
Polisin mahallenin giriş çıkışlarını tuttuğu ancak mahallenin içerisine girmediği cenaze boyunca gerginlik yaşanmadı. Karataş‘ın cenazesi Cem Evi‘ndeki törenin ardından Yeşil Cami‘den kaldırılarak, Gazi katliamında öldürülen devrimcilerin yanına gömüldü.
Arkadaşları mezarı başında yaptıkları açıklamada, ‘onu uğruna mücadele verdiği yoksul emekçi halkın bağrına emanet etmenin huzuruna‘ sahibiz dedi. Cenaze töreninin ardından da mahallede gösteriler gerçekleştirildi.
GERİDE KALMADILAR KALBİMİZDE,RUHUMUZDA ve BİLİNCİMİZDE DEVRİMİN ÖNDER ve İTİCİ SEMBOLLERİ SEMBOLLERİ OLARAK YAŞIYORLAR
KIZILDERE SON DEĞİL SAVAŞ SÜRÜYOR
BİZ KUŞ KANADINDA SEVGİYDİK YOKSULLUKLA DÖVÜŞÜRDÜK NE BULSAK DOST SOFRASINDA BAĞDAŞ KURAR BÖLÜŞÜRDÜK...
TEK YOL DEMOKRATİK HALK İKTİDARI
İstanbul Halkevleri Ergenekon Operasyonu sürecinde yaşanan gelişmelere tepki göstermek amacıyla yarın (20.07.2008) saat: 14.00'de Galatasaray Meydanı'nda bir basın açıklaması düzenleyecek. Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol'un konuyla ilgili yaptığı açıklama şöyle;
Egemenler arasında yaşanan çatışma en kirli biçimlerde sürüyor.
Çatışan egemen sınıf cephelerinin yüzlerine taktıkları “özgürlük, demokrasi” ve “laiklik, bağımsızlık” maskeleri indiğinde ise halk düşmanı oldukları açıkça görülmektedir.
Halktan, emekten, bağımsızlıktan, eşitlikten ve demokrasiden yana olanlar yaşananların çıkar çatışması olduğunu görmektedirler.
Bu çerçevede, Halkevleri olarak Ergenekon Operasyonu sürecinde yaşanan gelişmelerle ilgili yapacağımız basın açıklamasına duyarlı tüm halkımızı çağırıyoruz.
OLİGARŞİ'NİN UŞAKLARI Dogmatizm ve ondan kaynaklanan sekterizm gibi sapmaları revizyonizm ve oportünizm gibi marksizme düşman, işçi sınıfı mücadele hedeflerini saptıran emek partisinden devrimci fikirlere ve mahir çayana alçakça karalama
bu oportünizmin bataklığına batmış olan partiyi heryerde deşifre edelim TEK YOL DEVRİM
http://www.okul.gencliginsesi.net/okul/cayan.htm
Fidel Castro'dan FARC'a: Silah bırakma
Küba'nın eski Lideri Fidel Castro, Kolombiya'daki gerilla hareketi FARC'a ellerindeki tüm rehineleri salıverme çağrısı yaparken, silah bırakmamaları uyarısında bulundu.
BBC'nin haberine göre, Castro 'İzinleri olursa FARC gerillalarına bir şey önermek istiyorum' diyor, 'Ne yöntemle olursa olsun, ellerindeki tüm rehine ve tutukluları kayıtsız şartsız salıverdiklerini ilan etsinler' dedi.
Castro, FARC'ın silah bırakmaması ve sağcı hükümete karşı mücadeleye devam etmesi gerektiğini de vurguladı. Castro son 50 yılda silah bırakan isyancıların 'barışı görecek kadar yaşayamadığını' belirtti.
Castro'nun açıklaması, Kolombiya'nın eski cumhurbaşkanı adaylarından İngrid Betancourt ve 14 diğer rehinenin geçen hafta kurtarılmasını izliyor. Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri (FARC) örgütünün elinde hala 40'ı üst düzey isimler olmak üzere, 700 kadar rehine bulunuyor. Bunlardan bazıları yıllar önce kaçırılmıştı.
Fidel Castro'nun Küba'daki devrimi, 1960'larda kurulan FARC'a ilham kaynağı olmuştu. Venezüela Cumhurbaşkanı Hugo Chavez de geçen ay örgüte 40 yılı aşkın bir süredir devam ettikleri mücadeleye son verme ve tüm rehineleri salıverme çağrısı yapmıştı. FARC'ın elinde 6 yıl rehin kaldıktan sonra geçen hafta bir askeri operasyonla kurtarılan Bayan Betancourt ise deneyimlerinden yola çıkarak bir tiyatro oyunu yazacağını söyledi. İngrid Betancourt ayrıca geçirdiği sağlık kontrolleri sonucunda temiz raporu aldığını da belirtti.
ÖNCÜ SAVAŞI VE SİLAHLI PROPAGANDA - 1
Politikleşmiş askeri savaş stratejisi'nin öncü savaşı dönemlerinde yürütülen, temel politik mücadele aracıdır. Öncü Savaşı aşamasında silahlı propaganda iki ana fonksiyona sahiptir:
Birincisi, suni dengeyi bozmaktır, yani kitlelere oligarşinin gücünün mutlak olmadığını, ona karşı savaşılabileceğini göstermektir. (Kitlelerin düzene karşı tepkilerini açığa çıkartma) Bu, oligarşinin siyasal zorunun askeri ve oligarşik devlet aygıtına bağlılığının açığa çıkartılması; kitle pasifikasyonunun engellenmesi demektir. Bu nedenle, devrimci örgüt, oligarşinin siyasal zor araçlarına vurarak, onun niteliğini (görüldüğü gibi olmadığını, kof olduğunu, bütün gücünün yaygara, gözdağı ve demagojiye dayandığını) kitlelere göstererek, ona karşı savaşılabileceğini belirtir. Böylece silahlı propagandanın (bu politik amaçlı) askeri niteliği açığa çıkar.Öncü ve Halk Savaşı evrelerinde, bu evrelerin niteliğine uygun olarak, silahlı propaganda özgülleşir.
Biber gazıyla mücadele rehberi
- Ola ki, toplumsal bir olay yaşanabilecek, merkezi taksim, kadıköy, eminönü, beşiktaş, karaköy, şişli, olmadı ümraniye, pendik, kartal, okmeydanı, bağcılar gibi bir yerdesiniz; yanınızda gaz maskesi bulundurun. tahtakale, eminönü gibi yerlerde bulabileceğiniz gaz maskelerini, varsa sscb'de yaşamış bir tanıdığınızdan da isteyebilirsiniz. kesin olan, polisin sizinle maskesini paylaşmayacağıdır, boşuna teklif etmeyin.
- gaz maskesi bulamadıysanız, bir file limon alın. limonu mendile, olmadı tişörtünüze, fanilanıza sıkın: işte size "ev yapımı gaz maskesi".
- hadi limon da bulamadınız, bari çantanızda dalgıç gözlüğü taşıyın. yüzünüze yapışan bu gözlükler sayesinde, en azından gözlerinizin gazdan etkilenmesini engellersiniz.
- sakın "içim kavruluyor" diyerek suya sarılmayın, ilk anda suyla derinize yapışan biberin gözeneklere girmesine neden olmayın. bekleyin biraz zaman geçsin.
- yaz kış demeden, üşenmeden, mont, eldiven, bere taşıyın. gaz kokusu alır almaz bunları giyip, cildinizin açık yerlerini kapatarak, gazın gözeneklerinize sızmasına engel olun.
- yanınızda gözyaşı damlalarınız olsun. biber gazından etkilenen gözlerinizi onlarla temizleyin.
- kıyafetlerinizi eve gidince hemen değiştirin ve yıkayın.
- ne olur ne olmaz, yukarıdaki malzemeleri içeren bir "acil gaz çantası" bulundurun. çantanın içindeki limonları ara sıra kontrol etmeyi unutmayın, küflenmesin. (aö/tk)
- bu rehberin hazırlanmasında türkiye insan hakları vakfı genel sekreteri ve türk tabipleri birliği'nin eski ikinci başkanı dr. metin bakkalcı bianet'e yardımcı oldu.
bianet
Rote Armee Fraktion (RAF)
Burjuva Mahkemeleri Bizi Yargılayamaz
Bir onurlu yaşam Joelle Aubron
Fransa'da 1970'li yıllarda kurulan 'Doğrudan Eylem' (Action Directe- AD) militanı 46 yaşındaki Joelle Aubron kanser hastalığından dolayı yaşamını yitirdi. Örgütün kurucularından olan Aubron, 1986 yılında Renault otomobil fabrikasının patronu Georges Besse ve 1985 yılında general Rene Audran'a suikast yapmaktan, dört arkadaşı ile birlikte 1987 yılında tutuklanmıştı.
Aubron'un cezası 1994 yılında ömür boyu hapse çevrildi. 17 yıl yattıktan sonra sağlık sorunları nedeniyle 16 Haziran 2004'te serbest bırakıldı.
Aubron hapisten çıktıktan sonra, halen cezaevinde yatan mücadele arkadaşlarının serbest bırakılması için çalışıyordu. Zira Bapaume cezaevinde tutulan örgütün kurucularından Nathalie Menigon'un da geçirdiği beyin kanamasından dolayı sağlık sorunları bulunuyor.
Le Monde gazetesi, Joelle Aubron için, 'sonsuza dek bir militan olarak kalacak' diye yazarken, Mart 2005'te Renault patronunun öldürülmesi ile ilgili bir açıklamada bulunan Aaubron, 'Beni hiç bir zaman nefret motive etmedi. Öfke mi? Evet, ama kin değil. Bana göre politik olarak bu eylemlerin bir anlamı vardı' diyordu.
Şartlı olarak serbest bırakılan Joelle Aubron, iyileşmesi durumundan cezaevine geri döneceğini biliyordu. 16 Mart 2004'te beyindeki bir tümörden dolayı ameliyat edilen Aubron'un serbest bırakılmasından bir yıl sonra akciğerinde kanser tespit edilmişti.
AD militanlarının serbest bırakılması için dayanışma komitesi tarafından başlatılan imza kampanyasına şimdiye kadar 2 bin kişi imza attı. Bunlar arasında sol politik şahsiyetler, sendikalar, eğitimciler, doktorlar, teknisyenler, çizimciler, müzisyenler, psikologlar, fotoğrafçılar ve toplumun hemen her kesiminden kişilerin imzaları bulunuyor. İmza atanlar cezaevinde artık neredeyse 20 yılını dolduran bu üç militanın serbest bırakılmasını istiyor.
Joelle Aubron tedavi olmak için serbest bırakıldığı cezaevi önünde, medya ordusuna verdiği demeçte: “Hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum. Bundan sonra sağlığım el verdikçe, yoldaşlarımın özgürlüğü için mücadele vereceğim” diyordu. Hastalığına rağmen verdiği mesaj netti. Doğrudan Eylem (Action Directe) grubu 1980’li yıllarda, Fransa’da çeşitli tekelci sermaye temsilcilikleri, siyasi polis ve generallere karşı bir dizi askeri eylem gerçekleştirmişti. aynı zamanda 18. yy Narodnikleri benzeri eylemleri savunan bir anlayışa sahip. Kendini dar kadro eylemleriyle sınırlı ifade eden Doğrudan Eylem örgütü, çekirdek yapısıyla Fransa’da uzun yıllar gizli kalmayı başardı.
Polisin takibi sonucu 1986 yılında aldıkları ağır darbeden sonra, yönetici kadrolarını tutsak veren örgüt kendisini toparlamaya fırsat bulamadı. Yakalandıkları yıldan itibaren kaldıkları ağır tecrit ve izolasyon koşullarına rağmen, mahkemeleri protesto edip uzun süre duruşmalara çıkmadılar. Savunmalarında “Burjuva mahkemeleri bizi yargılayamaz” demişlerdi.
1986 yılında dönüşümlü yaptıkları ayları bulan açlık grevinden sonra, militanlar çeşitli hastalıklara yakalandılar. Hastalığının en ilerlemiş aşamasında, Haziran 2004’te tahliye edilen Joelle Aubron 46 yaşında yaşama veda etti. Avukatı Bernard Ripert müvekkilini “Joelle mükemmel bir kadın. Sınırsız cesaretle yaşamını devrimci mücadeleye adadı” diyerek onun mücadele azmini dile getirdi...
 |
bu topluluğun kural dışı olduğunu düşünüyorsanız, yandaki ikona tıklayıp rapor edebilirsiniz. |
|
|